Mevcut Seçenekler:
SIRÇA
Bir Sırrın Camdaki Hâli
Eskilerin bir sözü vardır: Her şey anlatılarak anlaşılmaz; bazı sırlar yalnızca bakmayı bilenlere açılır.
Sırça, işte böyle bir sırrın hikâyesi…
Uzak diyarlarda, ustaların cama yalnızca şekil değil, ruh da verdiğine inanılan bir zaman vardı. Ateşin karşısında eriyen cam, ustanın nefesiyle biçim alır; her dönüşte başka bir çizgiye, her dokunuşta başka bir renge kavuşurdu. Fakat bazı eserler vardı ki onları özel kılan, kusursuzlukları değil, içlerinde sakladıkları bilinmezlikti.
Sırça da o eserlerden biri.
Derin mavisi gecenin sessizliğini, turkuaz kıvrımları uzak denizleri, altın tonlarıysa toprağın kadim sıcaklığını hatırlatır. Şeffaf camın içinde renkler birbirine karışır ama hiçbir zaman birbirinde kaybolmaz. Her biri kendi hikâyesini korur; tıpkı aynı yolculukta buluşan, fakat kendi izini taşıyan insanlar gibi.
Onun güzelliği yalnızca gözle görülende değil, insanın zihninde uyandırdığı duygudadır. Bir an eski bir medeniyetin hazinesini, bir an uzak bir kıyıda unutulmuş bir hatırayı düşündürür.
Ve Sırça, her el değiştirdiğinde yeni bir hikâyeye ortak olur. Çünkü cam ışığı saklayamaz; onu dönüştürür, çoğaltır ve başka bir güzellikle geri verir. Tıpkı kelimeler gibi…
Belki de bu yüzden Sırça'nın gerçek sırrı, henüz yazılmamış cümlelerinde saklıdır.
SIRÇA — Camın içinde saklı, kelimelerle ortaya çıkan bir dünya.